İNSAN KİTABI

44,00

Açıklama

Share this

SUNUŞ:İnsan nedir? Yani tek çeşit insan, cevap hayatta kalmaya çalışan canlıdır. Amigdala etkisinde olan bir beyni vardır. Bir sonra ki aşama ise hayatta kalma mücadelesinde ya avdır ya da avcıdır. Bir habitat içinde bulunan in san kendi mevcut koşulları gereği ya avdır yada avcıdır. Bir sistemde retoriğe başladığınızda ilk yapmanız gereken çerçeve budur.

 

Kimdir bu insan hangi kimlikle oradadır? Av mıdır, avcı mıdır?

 

Bunu nasıl anlarız, kısmına bakarız. Öncelikle avcı kimliğini anlatalım, bir kişinin beyni mevcutta yani iletişim sırasında avcı kimliği içindeyse, bunun tek nedeni vardır. O neden ne olabilir? Sizin onun  üzerinde  oluşturduğunuz izlenimden başka bir şey değildir bu.

 

Bir gözlemci olarak siz alanı  gözlemlerken alana bıraktığınız resim ya da enerji karşıda ki iletişim halindeki diğer gözlemcinin üzerinde bu etkiyi bırakır.

Sen avsan o avcı, sen avcıysan o av. İlk çerçeveleme buradan yapılır.

Biri sizinle iletişime geçtiği sırada sormanız gereken ilk soru şudur, bu random bir iletişim de olabilir aniden gelişen bir iletişim de, ben av mıyım, avcı mıyım?

Belki de duruşunuz, davranışlarınız bir şeylerin peşinde olan bir insan  görünümü  ve enerjisi ortaya çıkarmaktadır.

 

Talepkar insanların davranışları avcı davranışıdır. Eğer biri sizi avcı gibi görüyorsa savun ma sistemine geçer ketumlaşır iletişimi yavaşlatır iletişimi kesintiye uğratır.

 

Eğer bir insan sizi av gibi görüyorsa, sizi belli bir planın parçası haline getirmiş demektir yani sizinle ilgili gizli planları vardır.

 

Avcı ile karşılaşan Metafizikçi basit bir denklem kurar. Bu denklem şudur, bu iletişimde ne tür bir amaç içinde olmalıyım? Yani  sıradan bir insan gibi tepkisel olarak hemen savunma ya geçmez.

Son derece rahattır plandan haberdardır o bilmektedir ama muhatabı onun neyi bildiğini bilmemektedir. Acaba av rolü oyna mak bir amaç olabilir mi? Yani kontrol her zaman Metafizikçidedir.

 

Gündelik hayattan; bir ofis odasına girdiniz. İçeride masada ki şahıs telefonla konuşmakta, konuştuğu sırada ise sizi bekletmekte hatta yüzünüze bakmamaktadır bu avcı bir kimlik tir, pusu atmıştır, sizi bir planın parçası haline getirmiştir. Özgüveninizi engellemekle sizin enerjinizi bozmak istemektedir, bu daha bir başlangıçtır.

 

Aynı kişi sizinle iletişimi gözlerini kullanarak yapıyorsa yani orada ki sandalyeyi gözleri ve başı ile gösterirken aynı zamanda telle konuşuyorsa, masada oturan kişi elleri ile masanın büyük bir alanını kaplıyorsa, masa üstünde ki eşyalarla aşırı temas içindeyse bunların hepsi bir avcının kendince bir tuzak planı uygulamasıdır. İşte bu random bir karşılaş madır.

Herhangi bir nedenden dolayı birinin ofisine girdiniz ve bu kişi sizi av olarak görmekte. Şimdi ne yapacaksınız?

Böyle bir karşılama karşısında ne yapardınız?

Cevap basit; amaç belirlerdim. Çünkü siz bir Metafizikçisiniz ve kuraları siz koyarsınız.

 

Metafizikçi, muhatabı kim olursa olsun, iletişimin bant aralığını kendisi belirler. Yani ofise girdiğiniz anda belirsizlik yasası geçerlidir. O kişiyi kazanmak ya da kaybetmek gibi bir amacınız yoktur, şimdi ipler sizin elinizdedir.

 

Kukla avcı ile istediğiniz gibi oynarsınız. Mesela gidin camlardan birini açın ve “burası lahmacun kokuyor havalandırın.” deyin yük sek sesle, matriksi çökertirsiniz.

Eğer varsa gidin bir saksı bitkisine bakın bunlar kurtlanmış deyin, yani anlam kaydırması yapın.

 

 

O anda nasıl bir amaç edindiyseniz diyelim ki karşınızda ki kişi, sizinle para ilişkisi var ve ondan para almak için ikna etmeniz gerekiyor. Bu daha da kolay.

Hangi insanlara parayı daha kolay veririz? Cevabı, beğendiğimiz insanlaradır. Bu beğeninin içinde hayranlık sevgi şefkat ya da bu tür bir şey vardır. Sadece borç verme anlamında değil bir şey satın alırken davranış şeklimiz bazen cömert bazen de cimri olur insan.

 

Sevecen, yakın bulduğu kişiden daha kolay satın alır ama satın almacı sizden daha ucuza almak için size kumpas kurmuş, ucuza kapatmak için sizinle oynamaya başlamışsa, siz de onunla oynama ya başlayın.

 

Bir kişinin sizi sevmesi ya da sizden nefret etmesi bir saniye sürer, bu kadar kısadır süre. Sizi seven bir kişi bir saniyede nefret eder tersi de doğrudur, sizden nefret eden kişi sizi bir saniyede sever.

 

 

Ya da sizi hiç tanımayan birinin üzerinde bırakacağınız etki bir saniye içinde belirleyici olur, size kalmış bir şey.

 

Sevgiden nefrete dönüşen bir iletişim ya da ilişki modelinden söz edeyim. Mesela sevdiğiniz kişiyle değil de, onun rekabet ettiği kişiyle anlık ilgilenmeniz sizden nefret etmesi için yeterlidir, bu kadar basittir.

Birinin sevgisini kazanmak için beş yıl uğ raştınız ama hasbelkader rekabet ettiği teyze kızına “yeni ayakkabı almışsınız yakışmış” de meniz yeterlidir.

 

Erkek için de aynı şey geçerlidir, fark etmez. Birini değersizleştirmek için onunla rekabet içinde olan birine anlık ilginiz yeterlidir. İlk okuduğum kişisel gelişim kitabı Dale Carneige’ın kitabıydı. 70’li yıllar, insanları etkileme sanatı öyle bir kitaptı, seksen başları da olabilir. O zaman bir soru sormuştum kendime insanları neden etkilememiz gerekiyor?

 

 

 

Carneige, kendince bunu açıklamıştı, başarılı olmak yani iş güç sahibi olmak aile kurmak itibar sahibi olmak şeklinde, ne kadar doğru dur bilmem ama Carneige için yapayalnız öldü derler. Çünkü insanlar yapayalnız ölürler, sizce Carneige nerede hata yapmıştı?

 

Erich Fromm’dan söz edelim, yine o dönem lerde  okuduğum  Sevme  Sanatı  isimli  kitap sanki sevmek elimizdeymiş gibi.

Onların bilmediği ama sizin artık bildiğiniz yeni bir şey var, adı korteks. O dönemlerde be yin bilim çok cahildi şimdi yeni aletler yeni ça lışmalar ile hızlı bir şekilde zirveye çıktı.

Eskiler, iradenin bu tür şeyleri sağlayabile ceğini düşünüyordu ama insan kendi beyni nin esiridir. Korteks, amigdala limbik sistem ve diğer sistemler, insanı esir almış durumdadır.

Tersinen güç nedir? Doğal çekim gücü, kütle çekimi yer çekimi gibi suyun kaldırma kuvveti gibi, yani sistemlerin içinde tersinen güç vardır.

 

Sizin uyguladığınız kuvvet ortadan kalktığında kadim çekim kuvveti aslına döndürür her şeyi. İnsanın kurgusal çabası her zaman tersinen güce karşı koymak için verdiği mücadeleden ibarettir insan psikolojisinde.

 

Tersinen güç nedir?

Diğer kuvvetler etkisiz hale geldiğinde, aslına rücu eden temel yapı nedir? Yalnızlık. İn san yalnızdır sebebi ise şudur, dikkat edin her zaman yalnızlık galip gelir. Etkileşim halinde olmak için sürdürdüğünüz mücadele gücünü yitirdikçe yani kuvvetten düştükçe hayat sizi eler ve yalnız kalırsınız.

 

İnsanın ilk mücadelesi, arkadaşlarla uyumlanmak, ergen olunca çiftleşmek için giriştiği mücadele, bu çiftleşmeyi hem gerçek anlamında hem de mecaz anlamında alabilir siniz.

 

 

 

 

Bütün bunları neden anlattım? Şunun için, sizinle girişim ya da katışım ya da iletişim halinde olan herkes bunu tek bir neden için yapmaktadır, yalnızlık korkusu, başka bir ne deni yoktur.

Bir Metafizikçi bunu çok iyi bilir. Bir insanın yalnızlığını herkes giderebilir. Değişik şekiller de sohbetler, gezmeler, aktiviteler gibi şeyler. Usta bir Metafizikçi bir insanın yalnızken bile yalnız kalmamasını  sağlayan  kişidir,  yani onun beynine girmiştir.

Sıradan insanlar ile bir Metafizikçi arasında ki fark şudur, Metafizikçi kaynağın ta kendisidir.

 

Vasat insanların davranış kalıpları sürekli almak ve vermemek üzerine şekillenmiştir. Kıtlık psikolojisi, hırsızlama, biriktiricilik; açlık korkusunu yaşar, kendini bunlarla emniyette hisseder ama Metafizikçi kendisinden beslenilmesi ne izin verir.

 

 

 

 

Bilmeniz gereken ilk çerçevelerden biri bu dur; Her zaman yapayalnız bir insan ile iletişim halindesiniz, beslenememe endişesi içinde olan insanlarla. Bu insan milyon dolar sahibi de olabilir, makam mevki sahibi insan da ola bilir, tombalacı da olabilir fark etmez hepsi aynıdır.

 

Yapayalnız olmayan tek insan, kendisi ol mayan insandır. Yani matrikse bağlı aydınlanma yaşayan insan sadece akıştadır, birisi değildir, kimse değildir, hepsidir hiç biridir, yok gibi görünür ama hep vardır, var gibi görünür ama yoktur.

 

Yeni bir çerçeveleme, sen kendinde nereye bakıyorsan herkes sende ki oraya bakar. Mesela aceleyle ayağına iki değişik çorap geçirdin biri siyah biri beyaz, sonradan fark ettin, bütün gün bunun endişesini yaşadın. Sen gördüğün için sana bakan herkes bunu gördü.

Bir çerçeveleme de budur, neyin görünür olmasını istiyorsan sadece ona odaklan tersi de geçerlidir.

Zihinler birbirine bağlı akıyor, dışarıdan bakan bir kişi senin giyimin ve davranışlarına bir yüklemede bulunur. Bu bir Metafizikçi için iyi bir şeydir. Birinin yargılayıcı bir modelle davranması sizin oyun planı kurmanızı kolaylaştırır. Bir insanı tanımak davranış kalıplarını bilmek bundan dolayı önemlidir.

 

Şimdi bir kaç insan modeli anlatalım.

Korkak bir insan, korkaklığın tek nedeni o kişinin kendisinin yetersizlik bant aralığında olduğunu biliyor olmasıdır. Yani kaygan zemindedir aslında hak etmediği bir koltuktadır, aslında hak etmediği bir servetin sahibi olmuş tur, aslında hak etmediği biri tarafından sevilmektedir, vesair. Korkak bir insan doğası gereği sürekli savunmadadır.

 

Soru şu; korkak bir insana en kolay satılacak şey nedir? Kehanet, falcılık, iksirdir. Neden çünkü beyin ancak bu masallara tutunarak serotonin üretebilir. Korkak insanın beyni serotonin üretemez.

 

Kıskanç bir insan, kıskançlık doğal bir insani davranış mıdır yoksa sonradan kazanılmış bir davranış modeli midir? Sonradan kazanılmış tır, bir kültür bilgidir ama esası yine limbik sistemde gelişmiştir. Kendisini başkaları ile var edebilenler kıskanç insanlar olurlar. Çünkü kıskançlık da bir bağdır başkasına bağ lanma modelidir, iletişim açlığından kaynaklanır. Kıskanç kişi kıskandığı kişiye yakın durmak için sahte kanka pozlarında hareket eder, hep bir tuzak peşindedir kurnazdır.

 

Haris bir insan, haris insanlar kıtlık duygusu ile harekete geçerler.

Yani insanlar bilimsel bir şekilde tanımlandığında, davranış ve ruhsal bozukluklar içinde yaşamaya çalışan canlılardır. Bütün bu tanım lamalar birer çerçeveleme işlemidir. Bir insan ya da insan gurubu ile iletişime geçtiğiniz de hangisinin hangi dertten muzdarip olduğunu anlamalısınız.